Uzm. Psk. A. Cansu Kamar – Kitap Önerileri

Bu listeleri yayınlamaya karar verdiğimizde beş kitap seçmekte en çok zorlanan ben oldum sanırım! Kitapların her zaman hayatımda çok büyük bir yeri oldu ve önermeyi düşündüğüm her kitabın yerine geçecek daha güzel bir kitap geliyor aklıma. Ama bir yerden başlamak lazım. Bugün menüde devamlı anlatmalara doyamadığım mindfulness’la (bilinçli farkındalık) ilgili iki temel kitap, biraz yirmili yaşlara yatırım önerisi, şiir gibi psikoterapi hikayeleri ve terapist olmayı “içeriden” anlatan bir kitap var. Keyifli okumalar!

1- FARKINDALIK: Çılgın Bir Dünyada Huzur Bulmak İçin Pratik Bir Rehber

Beni tanıyanlar ve eğitimlerime gelenler iki lafımdan birinin mindfulness olduğunu bilir. Peki “Nedir bu mindfulness?” diye merak ediyorsanız, bu kitap başvurabileceğiniz en temel kaynaklardan biri. Mindfulness (bilinçli farkındalık) 30’a yakın ülkede stres, kronik ağrı, anksiyete, depresyon, uykusuzluk, yeme bozuklukları ve bağımlılık konularında destek tedavi olarak kullanılan bir yaklaşım. Fakat aslında bir şeyleri “tamir etmek” için kullanacağınız bir teknikten ziyade bir tavır değişikliği ve hayatın tamamına yayılan bir yaşam felsefesi.

1979’da Jon Kabat-Zinn MIT’de (Massachusetts Institute of Technology) batının meditasyon ve farkındalık pratiklerine bakışını kökten değiştiren 8 haftalık deneyini yaptıktan sonra her yıl mindfulness’ın etkinliğini kanıtlayan yayın sayısı hızla artmaya başladı. Otomatik pilotu farketmek, anın içinde kalabilmek, zor duygularla baş etmek gibi konular ve gün içinde uygulayabileceğiniz meditasyonlar içeren kitapta mindfulness’la ilgili temel kavramları 8 hafta boyunca adım adım ilerleyerek uygulayabileceğiniz bir program var.

2- İYİ HİSSETME SANATI – Kronik Mutsuzlukla Baş Etme Rehberi

“Kendimize hep dünyayı anlatıyoruz ve gerçeklere değil de bu anlattıklarımıza duygusal tepkiler veriyoruz. Oysa tek bir ana taşınan küçük bir bilinçli farkındalık bile, sürekli mutsuzluğa yol açan olaylar zincirini kırmak için yeterlidir.”

Mindfulness ile ilgili önerdiğim ikinci temel kitap da “İyi Hissetme Sanatı”. Bir önceki önerimdeki gibi 8 haftalık bir program halinde ilerliyor fakat bu program Oxford Üniversitesi Mindfulness Merkezinde özellikle depresyonun üstesinden gelmek için geliştirilmiş. (Mindfulness Temelli Bilişsel Terapi) Etkinliği pek çok araştırmayla kanıtlanmış bu programın içinde de meditasyon, günlük mindfulness pratikleri ve haftalık ödevler mevcut.

Depresyon’un duygusal ve düşünsel anatomisine ışık tutan kitap, her zaman gittiğiniz yoldan farklı bir yol öneriyor. Tekrar eden düşünceler, kötü hisler ve kafanıza yorganı çekip günlerce uyumak istediğiniz bir noktada farkındalığı hayatınızın merkezine koysanız, ve hiçbir yere kaçmadan “şimdi burada ne oluyor?” bir baksanız nasıl olurdu? sorusuna cevap veriyor.

3- HAYATIMIZI ŞEKİLLENDİREN ON YIL: Yirmili yaşlar neden önemlidir ve bu yıllarınızı şimdi nasıl değerlendirebilirsiniz?

Sırada yirmili yaşlardaki danışanlarıma ve bu yaşlarda çocuğu olan anne babalara en sık tavsiye ettiğim kitaplardan biri var. “Günümüzde artık otuzlu yaşlar yeni yirmiler” lafını duymuşsunuzdur. Bizden birkaç jenerasyon öncesi için yirmili yaşlar hayatla ilgili belirleyici kararların verildiği bir dönemdi. Çoğunluk otuzlarına geldiğinde kendi deyimleriyle “Ununu elemiş, eleğini asmış” oluyor ve kurduğu düzeni devam ettiriyordu. Fakat milenyum kuşağı sonrası jenerasyonda hayat şartları da, hayata dair algı da değişti. Artık kariyer, evlilik, nerede yaşayacağına karar vermek, para kazanmak, çocuk sahibi olmak gibi kararların çoğu “30lara kadar yolu var” diye erteleniyor. Ergenliğin otuzların ortalarına kadar sürdüğü, yirmili yaşların ise “hayatı keşfetmek” için olduğu düşünülüyor.

Kitabın yazarı Meg Jay uzun yıllardır yirmili yaşlarda (twentysomethings) danışanlarla çalışan ve bu konuyla ilgili araştırma yapan bir klinik psikolog ve kitapta “otuzlar yeni yirmilerdir” kültürünün etkilerinden bahsediyor. Pek çok kişinin bu dönemi sorumluluk almaktan kaçarak, potansiyelinin altında işlerde ve ilişkilerde yıllar harcayarak otuzlarına depresif ve panik içinde girdiğinden bahsediyor. Yirmili yaşlar yalnızca macera dolu bir dönem değil otuzlarınızın ve sonrasının nasıl geçeceğini büyük ölçüde etkileyen, kendinize en çok yatırım yaptığınız, deneyip yanılarak öğrendiğiniz, kariyer, sosyal ilişkiler ve romantik ilişkiler anlamında ne istediğinizi ve ne istemediğinizi bulmanıza yardımcı olan fırsatlarla doludur. Yalnızca bir macera değil, gelecekte olmak istediğiniz kişiyi keşfetmekle, inşa etmekle de ilgileniyorsanız ufkunuzu açacak bir kitap. Meg Jay’in Tedx konuşması da ilginizi çekebilir.

4- İNCELENEN HAYATLAR: Kendimizi Nasıl Yitirir, Nasıl Buluruz

“Bir hastam ‘Değişmek istiyorum ama bu bir şeyleri değiştirmem gerektiği anlamına geliyorsa olmaz’ demişti bütün saflığıyla… Bu kitap değişimi konu alıyor. Değişimle kayıp hissi birbirine göbekten bağlı olduğundan –yitirmeden değişim de olmaz– kitap yitimden de söz ediyor.” Stephen Grosz

Psikoterapi önce olana bakmak, görmek ve farketmekle ilgilidir. Sadece farkettiğimizde bile çok şey değişir. Ama değişim, var olanı yitirmek demektir. Var olan kötü de olsa, istemesek de uzun süredir tanıdıktır, bildiktir. Sırf tanıdık olduğu için sürdürmek istediklerimize karşılık kendimizi kaybederiz bazen, terapi kendimize giden yolu tekrar bulmanın hikayesidir.

Stephen Grosz Londra’da yaşayan bir psikanalist. İncelenen Hayatlar’da 50.000 saati aşan seanslarında dinlediği hikayelerden derlediklerini anlatıyor. Ne öğrencilik yıllarımda ne de sonrasında kendimi psikanalitik ekole yakın hissetmesem de  psikoterapi hikayeleri içeren bunca kitap arasında en sevdiklerimden birinin bu olması manidar. Grosz’un dilinin yalınlığı, terapi ilişkisinde altını çizdiği noktalar bana o sırada seans odasındaymışım gibi hissettirmişti. Altını çizdiğim satırları hala arada döner döner okurum. Orijinal dili çok hoşuma gittiği için imkanınız varsa onu okumanızı öneririm. Türkçesi de YKY’den çıkmış.

5- TERAPİST OLMAK ÜZERİNE

Öğrencilik yıllarında psikolog adaylarının aklını en çok kurcalayan sorulardan biri şudur: “Ben daha kendi problemlerimi çözemiyorum, başkalarına nasıl yardım edeceğim?”

Psikoterapist’lerle ilgili yerleşmiş bu “her şeye kadir”, “süpermen” algısı farkında olmadan çok zarar verir. Oysa psikologlar, psikoterapistler de insandır. Eğer kendilerine bakma ve kendi meseleleriyle yüzleşme cesareti gösterebilirlerse bu onları daha iyi terapistler yapar. Ve bu öğrenme hayat boyu şekil değiştirerek devam eder. Yoksa tek yönlü bir “Ben bilirim, herkesi tamir eder iyileştiririm” anlayışı terapistin kendi içinde de bir kuyuya düşmesine ve orada git gide yalnızlaşmasına sebep olur.

Bundan 10 yıl önce, ben mezun olduğum dönemlerde bu konularla ilgili pek yazılıp çizilmezdi. O zamanlar henüz Jeffrey’nin kitaplarıyla karşılaşmamıştım. Geçen yıl eğitim vermek için Türkiye’ye geldiğinde onunla tanışma ve hikayesini kendi ağzından dinleme fırsatım oldu. Hayatında yaşadığı her şeyi kitaba çevirmiş, 90’ın üzerinde kitabı olan birinden bahsediyoruz bu arada. “İçeriden” birinin terapistlerle ilgili mitler ve bu mesleği yapmanın aslında nasıl bir şey olduğu hakkında açık yüreklilikle konuşması -ve birilerinin bunu dinlemeye, duymaya gelmesi- ilaç gibi gelmişti. Psikoloji lisans programlarında “Okunmadan mezun olunmaması gereken kitaplar”da ilk beşe girer! Okuyunuz, okutunuz sevgili meslektaşlarım. Kendi içine bakmayan, başkasının içine bakamaz.

 

Diğer yazıları A. Cansu Kamar

İçimde Kavuşmayan İki Ülke: Yapmak ve Olmak Ülkesi

Sizi bilmem ama kendimi bildim bileli içimde beni çekiştirip duran iki uç...
Devamını Oku

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir