​ Gerçekten Yapamaz Mısın?

İlk kez kaç yaşındayken biri size bir şeyi yapamayacağınızı söyledi?

Hatırlıyor musunuz?

Muhtemelen gerçekten bir şeyleri yapamayacağınız zamanlardı. Küçüktünüz. Araba kullanmak için küçüktünüz, bisikletinizin yanındaki küçük tekerlekleri çıkartmak için henüz yeterince büyümemiştiniz, uzanıp ışığı yakmak için boyunuz kısaydı mesela. Peki sonra ne oldu? Işığa uzandınız, yardımcı tekerlekleri çıkarttınız, ehliyet aldınız… Büyüdünüz.

Peki yapamayacaklarınıza ne oldu? Ya da yapamayacağınız söylenen şeylere? Bitmediler değil mi?

Eskiden bir şeyleri yapabilir hale gelmemiz için tek kıstas boyumuzun uzunluğu ya da yaşımızken, büyüdükçe gelen diğer kıstaslar nereden çıkar? Başkalarının söyledikleri buhar olup havaya mı karışır biz büyüdükçe yoksa herbiri zihnimizin ücra köşelerinde, her yeni adımda ortaya çıkmak için hazır mı bekler?

Aslında her “yapamazsın”la biraz daha inanırız yapamayacağımıza, biraz daha ürkek atarız adımlarımızı. Büyüsek de, boyumuz uzasa da, içimizden “artık yapabilirim” desek de, bir ses vardır kulağımızda “Gerçekten yapabilir misin?” diye sorar usulca. Bazen usulca değil, öyle sesli sorar ki, vazgeçeriz istediğimiz şeyi yapmaktan. Denemekten dahi korkarız. Adım atmaktan korkar, olduğumuz yerde kalakalırız. Sınırlarımızı çizeriz. Hem de kendimize bir nefes mesafesi kadar yakın bir yere…

Bu sınırlar en başta ebeveynlerimizin, etrafımızdaki insanların “yapamazsın”larıyla oluşmaya başlar. Ve az önce bahsettiğim gibi aslında tüm bunlar gayet haklı sebeplerle söylenirler. Bizler büyüdükçe, yıllar içinde yapabildiğimiz her şeyle o sınırları biraz daha esnetir, genişletiriz. Her denemede “aa sınırım burası değilmiş” deriz aslında. Bir adım daha atabiliriz böylece. Sonra başka bir adım daha… Dümdüz dururken kollarımızı açıp genişletiriz etrafımızdaki balonu mesela. Her seferinde biraz daha…

Bu “yapamazsın”ların ne kadarı gerçekten bize aittir? Ne kadarı dışardan edinilmiştir? Sınır dediğimiz şey aslında nedir?  Nerede başlar? Nerede biter? Sınırlarımızı nereye kadar esnetebileceğimize gerçekten kim karar verir?

Bugün bir kez de bu gözle bakın kendi “yapamam“larınıza. Kendinize çizdiğiniz sınırları bir yoklayın, bir bakın nereye kadar hareket özgürlüğü veriyorlar size. Yapamam dediklerinizin kaçı gerçekten sizin deneyip de yapamadıklarınız? Ya da adım atmaktan korktuklarınız.

Davide Bonazzi

Bunları düşünüp size ait olanlar ve diğerlerinden alıp benimsedikleriniz arasındaki ayrımı yapmak kendi sınırlarınızı belirlemek için atabileceğiniz ilk adım olabilir. Bunları fark ettiğinizde aniden bütün yapamam dediklerinizi yapabilmeniz mümkün olmayacaktır tabii ama kafanızdaki “Yapabilir misin gerçekten?” sorusunu kimin sorduğunu fark etmek düşündüğünüzden çok daha büyük bir fark yaratacaktır.

Bu soruyu siz sorduğunuzda, bu bir sorgulama olmaktan çıkacak ve “buna hazır mıyım?”, “bunu yapmak istiyor muyum?” gibi daha teyit eden ve sizi kollayan bir hal alacaktır. 

Agustine Guerrero

Sorular da kararlar da size ait olduğunda “Başkaları ne der?” sorusu daha da bir silikleşecektir. Her adımınızda bir gardiyan gibi yanınızda bitmeyecektir. Bütün bunlar olurken ailenizin, etrafınızdakilerin sizden beklentileri bitmeyecektir belki ama neleri yapabilir olduğunuzu bilmek, kendinizi tanımak, kendi yapabilirliklerinizin farkına varmak, sizin kendinizi tam da olduğunuz gibi kabul edebilmenize imkan verecektir

Ben” olmaya başladığınızda, olduğunuz kişi olmaktan korkmadığınızda bu beklentiler sizin için eskisi kadar korkutucu ya da kaygılandırıcı olmayacaktır.

Diğer yazıları Gökçe Naz Kamar

Bir Tutam Varoluşçuluk-2- Seçimler

Şu an, şu dakika bu cümleyi bitirip ofisinizden/evinizden/okulunuzdan çıkabilir ve tamamen bambaşka...
Devamını Oku

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir